WISH, IF ONLY, UNLESS, PROVIDED, ETC.

1. Wish

Wish, want gibi kullanılan ve ( dilemek, istemek ) anlamına gelen bir fiildir. Want’a göre daha resmidir.

I wish to apply for this job. Bu iş için baş vurmak istiyorum.
We wish the governor to come here. Valinin buraya gelmesini istiyoruz.
Do you wish to stay in this hotel? Bu otelde kalmak ister misiniz?
I wish you success. Size başarılar dilerim.
He wished me a pleasant journey. Bana iyi yolculuklar diledi.

Wish in yukarıda bahsettiğimiz normal bir fiil olarak kullanımından başka; dilek, istek kipi olarak bir kullanımı daha vardır. Wish bu kullanımında Türkçeye keşke olarak çevrilir ve üç ayrı yapıda kullanılır.

Birincisi

  • Şu an şimdiki zamanla ilgili olarak mevcut durumun aksi bir durumnu dilediğimizde kullanılan yapıdır. Bu yapıda bu dileğin olma ihtimali ya hiç yoktur veya yok denecek kadar azdır. Ancak zaman olarak mümkündür. Bu kalıpta wish ten sonra bir özne ve geçmiş zamanda bir fiil kullanılır. Be fiili bütün şahıslar için were olarak kullanılabilir.

Örnekler:

I wish I had a lot of money. Keşke çok param olsa. ( Ama ne yazık ki yok.)
I wish my father were here now. Keşke babam şimdi burada olsa. ( Ama malesef burada değil.)
I wish he helped me. Keşke bana yardım etse.

I wish my wife could drive. Keşke karım araba kullanabilse.
I wish I were better. Keşke daha iyi olsam.
He wishes he knew the answer. Keşke cevabı bilsem diyor.

İkincisi

  • Geçmiste yapılan ve pişman olunan veya geçmişte olup şimdi başka türlü olmuş olmasını dilediğimiz işleri anlatmak için kullanılır. Bu yapida “wish” ten sonra bir özne past perfect tense kullanılır.

I wish I hadn’t sold that car. Keşke o arabayı satmasaydım.
I wish they had left earlier. Keşke daha erken ayrılsaydılar.
I wish I had given him the money. Keşke parayı ona verseydim.

I wish I had been more careful. Keşke daha dikkatli olsaydım.

He wishes he hadn’t stolen the money. Keşke parayı çalmasaydım diyor.

Üçüncüsü

  • Konuşan kişinin şu andaki bir durumla ilgili memnuniyetsizliğini, kızgınlığını veya gelecekte bir değişiklik olmasını istediğinde kullanılır. Bu kalıpta bir özne, would ve fiilin birinci hali kullanılır. Ancak bu kalıpta would’dan önce I ve we özneleri kullanılmaz.

Örnekler
I wish you wouldn’t ask me so many questions. Keşke bana bu kadar çok soru sormasan.

I wish it would stop raining. Keşke yağmur dursa.
I wish they wouldn’t make so much noise. Keşke bu kadar çok gürültü yapmasalar.

2. If only

If only’nin iki ayrı kullanımı vardır.

  • Birincisi ve en yaygın kullanılanı wish’in biraz önce geçen, üç kullanımındaki gibidir. If only, wish’e göre biraz daha kuvvetlidir. Tercüme ederken aynı wish gibi keşke veya farkı vurgulamak için ah keşke şeklinde tercüme edilebilir.

If only he were here now. Ah keşke o şimdi burada olsa.
If only I could speak Arabic. Ah keşke arapça konuşabilsem.

If only I hadn’t shouted at him. Ah keşke ona bağırmasaydım.
If only they would stop following us. Ah keşke bizi takip etmeyi bıraksalar.

  • If only ayrıca normal if’li cümlelerde if’in yerine kullanılır ve anlamı biraz daha kuvvetli hale getirir.

Örnekler
If only I had enough time, I would go and visit him. Yeterince vaktim olsa gidip onu ziyaret ederim / ederdim.
If only you had come earlier, you would have met Mr White. Eğer daha erken gelseydin Mr White ile tanışacaktın.
If only I can find him today, I will tell him the truth. Eğer bugün onu bulabilirsem ona gerçeği söyleyeceğim.

If only you had repaired my car, I would have sold it. Eğer arabamı tamir etseydin onu satacaktım.

Şimdi if ile aynı anlama gelen ve if yerine kullanılabilen bağlaçlarla if’e benzeyen diğer bağlaçları görelim.

3. unless ( medikçe, madıkça)

  • Olumlu cümleler içinde kullanılır ve olumsuz mana verir. Verdiği olumsuz mana if + olumsuz’a denktir.

I won’t come unless they come. Onlar gelmedikçe gelmem.
You will stay in my room unless the hotel manager discovers it. Otel müdürü anlamazsa odamda kalırsın.
Punish them unless they apologize for their fault. Hatalarından dolayı özür dilemezlerse cezalandırın onları.
Unless you are to tired let’s go for a walk at the park. Çok yorgun değilsen parkta yürüyüşe çıkalım.

I wouldn’t take a pill unless I had a headache. Başım ağrımadıkça hap içmem.

  • Unless hayali durumları ifade eden if yerine kullanılamaz.

Everybody could like him more if he didn’t speak so much. Bu kadar çok konuşmasa herkes onu daha çok sever.
Bu cümlede if he didn’t speak so much yerine unless he spoke so much diyemeyiz.

They would understand the lesson if they weren’t so noisy. Eğer o kadar gürültü yapmasalar dersi anlarlar.

Bu cümlede if they weren’t so noisy yerine unless they were so noisy diyemeyiz.

4. suppose / supposing ( farzedelim ki )

Suppose /supposing you lost your money, what would you tell your parents? Farzedelim ki paranı kaybettin, anne babana ne dersin?

5. provided / providing ( … şartıyla )

You can borrow any book from my library provided / providing you return it on time. Zamanında geri getirmek şartıyla, kütüphanemden istediğin kitabı alabilirsin.

They can listen to music provided / providing they disturb nobody. Kimseyi rahatsız etmemek kaydıyla müzik dinleyebilirler.

6. on condition that ( … şartıyla )

I’ll fix your can on condition that you wash mine. Benimkini yıkaman şartıyla arabanı tamir ederim.

We’ll set their prisoners free on condition that they set our prisoners free. Onlar bizim esirlerimiz serbest bırakmaları şartıyla, biz esirlerini serbest bırakırız.

7. as long as ( …dığı müddetçe )

You can share my room as long as you share the rent too. Kiraya da ortak olduğun müddetçe odamı paylaşabilirsin.

As long as they promise not to give any harm, the children can play in my garden.
Zarar vermemeye söz verdikleri müddetçe bahçemde oynayabilirler.

8. other wise ( aksi halde )

We must hurry; otherwise we’ll miss the rain. Acele etmeliyiz; aksi halde treni kaçıracağız.
Her family wants to live in Istanbul; otherwise he wouldn’t stay there. Ailesi İstanbul’da oturmak istiyor; yoksa orada kalmaz.

My father paid all my expenses; otherwise I couldn’t have had university education. Bütün masraflarımı babam karşıladı; yoksa üniversite eğitimi yapamazdım.

9. if it weren’t for ( olmasaydı )

  • If ‘li cümlelerin ikinci tipi gibi cümle kuruluşu vardır.

If it weren’t for your help, I would be unemployed now. Senin yardımın olmasaydı şimdi işsiz olacaktım.

If it weren’t for my English teacher, I wouldn’t be a teacher now. Eğer ingilizce öğretmeni olmasaydı, şimdi bir öğretmen olmazdım.

  • Bu kalıbın geçmiş zaman şekli; if it hadn’t been for’dur ve if’li cümlelerin üçüncü tipi gibi cümle kuruluşu vardır.

If it hadn’t been for your help, I wouldn’t have found a job. Senin yardımın olmasaydı iş bulamayacaktım.

İf it hadn’t been for the taxi driver, I would have been late. Taksi şöförü olmasaydı geç kalacaktım.

10. but for ( olmasaydı )

  • Hem if it weren’t for hem de if it hadn’t for yerine kullanılır.

But for your help, I would be unemployed now. Senin yardımın olmasaydı şimdi işsiz olacaktım.
But for the taxi driver, I would have been late. Taksi şöförü olmasaydı geç kalacaktım.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 8.6/10 (58 votes cast)
WISH, IF ONLY, UNLESS, PROVIDED, 8.6 out of 10 based on 58 ratings