REPORTED SPEECH ( DOLAYLI AKTARIM )

1. Introduction : Giriş

Reported Speech yani Rivayet Cümleleri ( aktarma cümleleri ) birisinin söylemiş olduğu bir sözü, bir cümleyi bir başkasına anlatma, aktarma şeklidir.

Bunun iki şekli vardır:
Ya nakledilecek cümleyi söyleyen kişinin ağzından çıkan cümle tırnak ( “…” ) içerisinde aynen nakledilir.
Ali : I am a doctor.
Ali says / said “I am a doctor.”

Ya da tırnaklar kaldırılarak ve bazı değişiklikler yapılarak nakledilir. Burada mühim olan ve izah edilmesi gereken de budur.

Bu durumda, zamirlerin değişimi en vnemli hususlardan biridir. Şunu unutmamak lazım ki, cümleyi nakleden her zaman biz okuyucularız. Cümle içerisinde geçen şahıslar bize göre nasıl değişim gösterir,bunu iyi kavramak lazım.

Ayşe : I want my book from you.

Biz burada Ayşe’nin söylediği cümleyi naklediyoruz. Öyleyse;
Ayşe’ ye göre Bize göre
I She
My Her
You Me, us

Aynı cümleyi Ahmet söylerse;
Ahmet’e göre Bize göre
I He
My His
You Me, us

Diğer zamirlerin durumu cümleyi söyleyen ile nakleden ( yani biz okuyucular )’in münasebetine göre belirlenir.

Tırnak işaretlerinin kaldırılarak nakledilen cümlenin her şeklinde bu anlatılan kural geçerlidir.

2. Reporting verb in “present tense”

Nakil fiilinin Present Tense halinde oluşu:

Cümleyi naklederken kullandığımız fiil ( ki bunlar genellikle say ve tell dir ) simple present, present continuous, present perfect ya da future tense halinde olduğu zaman nakledilen cümlenin zamanında ( tense ) hiçbir değişiklik olmaz.

Ali and Ayşe : ” We have been friends since we were children and we will be friends forever” Biz çocukluğumuzdan beri arkadaşız ve hep arkadaş kalacağız.

Ali and Ayşe say ( that ) they have been friends since they were children and they will be friends forever. Ali ve Ayşe çocukluklarından beri arkadaş olduklarını ve hep arkadaş kalacaklarını söylüyorlar.

Faruk : We and our friends are very happy but I want my parents to be happy too. Biz ve arkadaşlarımız çok mutluyuz fakat anne ve babamın da mutlu olmasını istiyorum.

Faruk is saying they and their friends are very happy but he wants his parents to be happy too. Faruk kendilerinin ve arkadaşlarının çok mutlu olduklarını fakat anne ve babasının da mutlu olmalarını istediğini söylüyor.

My sister : “I don’t want it.” İstemiyorum onu.

I will tell my mother my sister ( she ) doesn’t want it. Anneme kız kardeşimin ( onun ) onu istemediğini söyleyeceğim.

3. Say or tell?

Cümle naklediciler olarak kullandığımız zaman, ( ister present tense ler, ister past tense ler içerisinde olsun ) say ve tell kullanımında dikkat edilmesi gereken husus şudur: Sadece söyler, söyledi vs. diyeceğimiz zaman say kullanırız.

He says he ….
She said they …..

Birisine söyledi / söyler diyeceğimiz zaman çoğunlukla tell somebody kalıbını kullanırız.
She tells me she ……..
They told him they ….

Çoğunlukla kullanılmamasına rağmen say to somebody kalıbı da kullanılır.
She says to me she …….
They said to him they ……

4. Reporting verb in “Simple past tense”

Nakil fiilinin past tense halinde oluşu :

Cümleyi naklederken kullandığımız fiil simple past, past continuous, past perfect ya da modals’ların past halleri durumunda oldukları zaman, ( ki en çok dikkat edilmesi gereken husustur ) bazı değişiklikler olur. Aşağıdaki tabloyu dikkatle inceleyelim.

5. Table

Direct ( ağızdan çıkan yani nakledilecek olan cümle ) Indirect ( Nakledilmiş haldeki cümle )
1. Present of verb “be”
The man: “I am very angry with you.”
1. Past of verb “be”
The man said he was angry with me.
2. Simple Present
The woman : “I don’t want anything.”
2. Simple Past
The woman said she didn’t want anything.
3. Present Continuous
Mother : “I am cleaning the house.”
3. Past Continuous
Mother said she was cleaning the house.
4. Present Perfect
The boy : “I have missed my family.”
4. Past Perfect
The boy said he had missed his family.
5. Future Tense
A girl : ” We will buy new house.”
5. Would
A girl said their would buy new house.
Eğer kendi cümlemizi nakledersek should kullanabiliriz.
6. Present Perfect Continuous ve Past Continuous
My son: ” I have been cleaning the windows.”
My son: ” I was cleaning the windows.”
6. Past Perfect Continuous
My son said he had been cleaning the windows.
7. am / is / are going to
The teacher: “I am going to punish him.”
7. was / were going to
The teacher said he was going to punish him.

6. Changes of pronouns, adverbs of time and place in reported speech.

Indirect speech e çevirirken bazı kelimeler de değişir.

This genellikle that olur. These ise those olur.

He said, ” They are coming this week.” O, ” Bu hafta geliyorlar.”
He said they were coming that week. O hafta geldiklerini söyledi.

Diğer durumlarda this ve that sıfat olarak kullanıldıklarında genellikle the olur.
He said, ” I’ll give him this ring / these earrings to my fiancee.” O, ” Bu yüzüğü / bu küpeleri nişanlıma vereceğim.”
He said he would give the ring / the earrings to his fiancee. Yüzüğü / küpeleri nişanlısına vereceğini söyledi.

This, these zamir olarak kullanıldıklarında it, they, them olur.
The postman said: I found this / these under you table. Postacı : Bunu / bunları masanızın altında buldum.

The postman said he had found it / them under his table. Postacı onu / onları masasının altında bulduğunu söyledi.

Zaman zarflarındaki değişmeleri inceleyelim.

DIRECT INDIRECT
He said, “I am coming today.” He said he was coming that day.
She said, “I ‘m going tomorrow.” She said she was going next day.
They replied, “we’ll leave tonight.” They replied they would leave that night.
We said, “We’re going to do it the day after tomorrow.” We said we were going to do it in two days’ time.
The mayor said, “These streets will be completed next week / next year. The mayor said the roads would be compleded the following week / following year.
Tuncay said, “We had a very large dinner yesterday. Tuncay said they had had a very large dinner the day before.
His father said, “I painted all the walls the day before yesterday.” His father said he had painted all the walls two day before.

Söylenişi bahsi geçen zaman zarfı henüz bitmemişken söyleniyorsa, zaman tabiri değiştirilmez.

He said in the morning. ” I will be very busy today.” He said in the morning he would be very busy today.
Bugün bitmedi devam ediyor.

Mantıklı olunmalı ve sözün söylendiği zaman dilimi ile nakledildiği zaman dilimi arasındaki münasebet çok iyi uygulanmalıdır. Mesela Ahmet üç gün önce:
“I am going home tomorrow.”
demişse ve biz bu cümleyi, Ahmet’in söyleyişinden iki gün sonra naklediyorsak:
Ahmet said he was going home tomorrow”
diyemeyiz.

Here, eğer kesinlikle belirli bir yeri ifade etmek için kullanılmışsa there olur.

The teacher in the classroom said, “We’ll all be here tomorrow.” The teacher said they would all be there the next day.

Yine mantık iyi kullanılmalı. Eğer Ayşe yanını göstererek;
“You can wait here” diyorsa biz bu cümleyi;
Ayşe todl me I could wait beside her diye nakletmeliyiz.

Yine aynı şekilde;
He said, “Come here Ali.”
He called Ali. ( Ali’yi çağırdı.)

7. Imperatives, requests, recommendations and suggestions in reported speech

Emir cümleleri, ricalar, tavsiyeler teklifler

Emir cümlelerinde çoğunlukla tell ve hemen peşinden hitap edilen kişi getirilir ve fiilden önce to kullanılır.

He said, “Open the door.”
He told me to open the door. Bana kapıyı açmamı söyledi.

They said, “Close the window, Hasan”
They told Hasan to close the window. Hasan’a pencereyi kapamasını söylediler.

Olumsuz cümlelerde to dan önce not getirilir.
He said, “Dont’t open the door.”
He told me not to open the door. Kapıyı açmamamı söyledi.

They said, “Dont’t close the window, Hasan.”
They told Hasan not to close the window. Hasan’a pencereyi kapamamasını söylediler.

Gerek emir cümlesi gibi olan ve gerekse içerisinde tavsiye, rica ve teklif bulunan cümleler:
advise ( tavsiye etmek ),
ask ( rica etmek ),
command ( emretmek ),
order ( emretmek ),
forbid ( yasaklamak ),
remind ( hatırlatmak ),
warn ( uyarmak )
gibi daha değişik fiillerle nakledilebilirler.

If I were you, I would buy a new one”, he said. Yerinde olsam yeni bir tane alırım dedi o
He advised me to buy a new one. Yeni bir tane almamı tavsiye etti.

“Would you wait a little for me? ” I said. Beni biraz bekler misin dedim.
I asked him to wait a little for me. Beni biraz beklemesini rica ettim.

She said “Would you like to come to my party, Peter?” Partime gelmek istermisin dedi o.
She invited Peter to her party. Peter’i partisine davet etti.

The general said, “Keep off the new tank.” General “Yeni tanktan uzak durun” dedi.
The general ordered them to keep of the new tank. Geneal yeni tanktan uzak durmalarını emretti.

8. Questions in “Reported speech”

Soruların aktarımı

Sorular, soru halinden çıkartılıp düz cümle haline sokulur. Ask, want to know, wonder, inquire gibi fiiller nakil için kullanılır.
Yes / No Question ( Mi’li sorular ) if veya whether kullanılarak nakledilirler.

Murat said “Do you have any money, Mahmut?” Murat “Paran var mı Mahmut?” dedi.
Murat asked Mahmut if he had any money. Murat Mahmut’a parasının olup olmadığını sordu.

“Were you frightened?” he said. “Korktun mu?” dedi.
He wondered if I had been frightened. Korkup korkmadığımı merak etti.

“Did anybody go there?” she said. “Oraya kimse gitti mi ?” dedi.
She wanted to know whether anybody had gone there. Oraya kimsenin gidip gitmediğini öğrenmek istedi.

Information Question
Soru kelimesiyle başlayan sorular.

Soru halinden çıkartılır, fakat soru kelimeleri cümle içerisinde kalırlar.

They said, “What are you going to do?” “Ne yapacaksın?” dediler.
They wanted to know what I was going to do. Ne yapacağımı öğrenmek istediler.

“Where have you been to, Kemal?” Hüseyin asked. “Nerede bulundun, Kemal?” Hüseyin sordu.
Hüseyin asked Kemal where he had been to. Hüseyin Kemal’e nerede bulunduğunu sordu.

Tarık said, “Why are you angry.” “Niye kızgınsın?” dedi Tarık.
Tarik inquired why I was angry. Tarık niçin kızgın olduğumu sordu.

9. Shall in reported speech shall I, shall we?

Normal future zamanda will yerine kullanılan shall olduğu zaman ve birisinden malumat ricasında bulunulduğu zaman normal olarak would kullanılarak aktarım yapılır.

“When shall I see my family again?” she wondered. “Ailemi bir daha ne zaman göreceğim?” diye meraklandı.
She wondered when she would see her family again. Ailesini bir daha ne zaman göreceğini merak etti.

“Where shall we go after school today?” the students asked. “Bugün okuldan sonra nereye gideceğiz?” çocuklar sordu.
The students asked where they would go after school that day. Talebeler o gün okuldan sonra nereye gideceklerini sordular.

Birisinden talimat ve tavsiye isteğinde bulunulduğu zaman should ya da was / were to kullanılır.

The assistant said, “Shall we open the shop on Sunday, sir?” “Pazar günü dükkanı açalım mı?” dedi yardımcı.
The assistant asked the manager if they should / were to open the shop on Sunday. Yardımcı müdüre dükkanı pazar günü açmaları gerekiyor mu diye sordu.

The girl asked, “What shall I wear for the party, Hilal?” “Partiye ne giyeyim Hilal?” kız sordu.
The girl asked asked Hilal what she should / was to wear for the party. Kız, Hilal partiye ne giysem diye sordu.

Birisine bir iyilik yapma teklifinde bulunma durumlarında
“Shall I paint your house?” I said to my friend. Arkadaşıma “Evini boyayayım mı?” dedim.
I offered my friend to paint his house. Arkadaşıma evini boyamayı teklif ettim.

Teklif getirme durumlarında
“Shall we go to the cinema after school? ” I said. “Okuldan sonra sinemaya gidelim mi?” dedim.
I suggested going to the cinema after school. Okuldan sonra sinemaya gitmeyi teklif ettim.

10. Will, would and could in reported speech: Will you, would you, could you?

Normal gelecek zaman olarak kullanılınca, normal kurallara göre yapılır.
They asked “Will the teacher come to our party next week?” Sordular, “Öğretmen gelecek hafta partimize gelecek mi?”
They asked if the teacher would come to their party to following week. Bir sonraki hafta öğretmenin partiye gelip gelmeyeceğini sordular.

Rica için kullanılan will, would, could;

“Will you help me please?” she said. “Yardım eder misin” dedi o.
She asked me to help her. Benden yardım etmemi istedi.

“Will you eat one more apple?”
“Would you eat one more apple?” Bir tane daha elma yer misin?
He offered me one more apple. Bir tane daha elma teklif etti bana.

“Could you post this letter for me?” Bu mektubu benim için postalayabilir misin?
She asked me to post that lettef for him. Mektubu postalamamı rica etti.

11. Let’s in reported speech

Let’s ile başlayan cümleler suggest + V ing şeklinde veya should kullanılarak rivayet edilir.

He said “Let’s change the furniture in the living room.” “Hadi oturma odasındaki mobilyayı değiştirelim.” dedi o.

He suggested changing the furniture in the living room. Oturma odasındaki mobilyayı değiştirmeyi önerdi.

He suggested that they should change the furniture in the living room. Oturma odasındaki mobilyayı değiştirmeleri gerektiği önerisinde bulundu.

12. Yes and no in reported speech

Yes ve no uygun bir yardımcı fiille rivayet edilir.

My mother said ‘Did you buy it?’ I said no.
My mother asked me if I had bought it. I said I hadn’t.

My friend, “Can you swim?”, I said “Yes”
My friend asked me if I could swim. I said I could.

13. Must in reported speech : must

Sonuç çıkarmalarda must aynen kalır.

The man said, “That little boy helps everybody. He must be kind-hearted.” Adam “Şu küçük çocuk herkese yardım ediyor. İyi kalpli olmalı.”

The man said that the little boy helped everybody and added that he must be kind-hearted. Adam çocuğun herkese yardım ettiğini söyledi ve iyi kalplı olsa gerek diye ilave etti.

Kalıcı ve sürekliliğini muhafaza eden emir cümlelerinde de must değişmez.

The president said, “Everybody must be obediend to the Creator.” Başkan “Herkes Yaratıcı’ya karşı itaatli olmalı” dedi.

The president said that everybody must be obediend to the Creator. Başkan herkesin Yaratıcı’ya karşı itaatli olmaları gerektiğini söyledi.

Tavsiye ve niyet bildiren durumlarda must aynen kalır.

My friend said “You must see a doctor.” Arkadaşım “Doktora görünmelisin.” dedi.

My friend told me that I must see a doctor. Arkadaşım doktora görünmem gerektiğini söyledi.

Geleceğe yönelik mecburiyet bildiren must eğer o isi hala tamamlanmamışsa would have to ile anlatılır. Eğer tamamlanmışsa had to kullanılır.

My father “Your brother-in-law lost his job at that company. You must find him another job.”
Babam “Enişten o şirketteki işini kaybetti ona başka bir iş bulmalısın.” dedi.

Burada mecburiyet geleceğe dönüktür. Yani; must = will have to dur. Söz rivayet edildiği sırada eğer iş hala bulunmak zorunda ise, would have to kullanılır.

My father told me that my brother-in-law had lost his job in the company and added that I would have to find him another job.

Söz rivayet edildiği sırada is eğer bulunmuşsa, had to kullanılır.

My father told me that my brother-in-law had lost his job and anned that I had to find another job.

Görüldüğü gibi aktarma esnasında iş bulunmuştur.


Mustn’t değişmez.
Arif said “You mustn’t smoke. ”
Arif said I mustn’t smoke.

Needn’t çoğunlukla değişmez
Zühal, “You needn’t come tomorrow.”
Zühal said I needn’t come the following day.

Must daki durumlar gibi needn’t da didn’t have to, wouldn’t have to olarak rivayet edilebilir.

The workers “We needn’t go to work next week.”
The workers said they wouldn’t have to go to work next week.”

Burada geleceğe dönük bir vakıa vardır. Henüz olay gerçekleşmiş değildir. Yani hafta hala gelmemiştir.

Eğer bahsedilen hafta sözün nakledildiği sırada gelip geçmiş olsa bu sefer didn’t have to ve the following week kullanırız.

The workers said they didn’t have to go to work the following week.

Zaman dilimi yani next week bitmiştir. Bu yüzden the following week kullanırız.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 8.7/10 (279 votes cast)
REPORTED SPEECH ( DOLAYLI AKTARIM ), 8.7 out of 10 based on 279 ratings