HAD BETTER, DARE

1. Had better

HAD genellikle “have”‘in past formu’dur. Fakat had better ifadesinde “had” bir idiom (deyim)’ in bir parçasıdır, have”in past’ı değildir ve manası da “present” ya da “future” dur. Yani “şu anı” ya da “geleceği” ifade eder.

“had better” den sonra hemen fiil gelir ve fiil hiçbir ek almaz. Soru yaparken “had” başa getirilir fakat bu kalıbın soru şekli pek kullanılmaz. Olumsuz yaparken ise “had better” dan sonra “not” getirilir. Had better konuşma dilinde ” ‘d batter” şeklinde kısaltılır.

Had better”in anlamı should a benzer ve tavsiye, öğüt veya gereklilik bildirir. Türkçeye …. yapsa(m) iyi olur, şeklinde tercüme edilir. Anlam olarak “should”dan daha kuvvetlidir. Genel bir durum için değil özel, belirli bir durum için kullanılır ve yapılmaması halinde kötü, nahoş veya tehlikeli bir şeyin olabileceğini belirtir. Bu kalıpta had kullanılması geçmiş zamanı çağrıştırır ancak geçmiş zamanla ilgisi yoktur. Şimdiki zaman ve gelecek için kullanılır.

Örnek Cümleler


You’d better see a doctor. Doktora görünsen iyi olur.
You’d better not be late. Geç kalmasan iyi olur.
You’d better lock the door. Kapıyı kilitlesen iyi olur.
I’d better telephone him now. Ona şimdi telefon etsem iyi olur.
They’d better be quiet. Sessiz olsalar iyi olur.
It might rain. You’d better take your umbrella. Yağmur yağabilir. Şemsiyeni alsan iyi olur.
You’d better do your homework this evening. Ödevini bu akşam yapsan iyi olur.

2. Dare

“Dare” daha önce gördüğümüz “need” gibi hem yardımcı fiil hem de esas fiil olarak kullanılabilen bir fiildir. Önce yardımcı fiil olarak dare’in kullanımına bakalım.

Dare yardımcı fiil olarak kullanıldığında kendisinden sonra “to” almaz. Soru yaparken “dare” başa getirilir. Olumsuz yaparken peşinden not getirilir ve genellikle daren’t şeklinde kullanılır.

Örnekler
I wonder whether he dare hit him. Ona vurmaya cesaret edip edemeyeceğini bilmiyorum.
I daren’t follow him. Onu takip etmeye cesaret edemem.
He daren’t come here. Buraya gelmeye cesaret edemez.
How dare you say such a thing? Böyle bir şeyi söylemeye nasıl cüret edersin.
Dare you ask him? Ona sormaya cesaret edebilir misin?

Pek fazla kullanılmasa da dare yardımcı fiilinin geçmiş zaman şekli de vardır. Geçmiş zamanda dared şekliyle kullanılır. Olumsuz şekli dared not tır.

Nobody dared look at him. Kimse ona bakmaya cesaret edemedi.

“Dare” asıl fiil olarak kullanıldığında hangi zamanda kullanılıyorsa o zamanın yardımcı fiiliyle olumsuz ve soru yapılır.

Simple present tense’de do ve does geçmiş zamanda ise did ile olumsuz ve soru yapılır. Asıl fiil olarak kullanıldığında ardından bir fiil gelirse araya to girer.
Örnekler
I wonder how she dares to wear that skirt. Şu eteği giymeye nasıl cesaret ettiğini merak ediyorum.
Do you dare to talk to him? Onunla konuşmaya cesaretin var mı?
How did you dare to fight him? Onunla dövüşmeye nasıl cesaret ettin?
She doesn’t dare to go there? Oraya gitmeye cesaret edemiyor.
He has never dared to play against me. Bana karşı oynamaya hiç cesaret edemedi

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 8.3/10 (80 votes cast)
HAD BETTER, DARE, 8.3 out of 10 based on 80 ratings